Türk Gözü

0 Noktası: Türkgözü ve Arsiyan

X-Macera Başlıyor

Türkiye’de gezginlerin ve doğa severlerin ayak basmadığı yer yok gibi. Fakat Türkiye’nin yükselen trendi arazi tipli Pick-Up’lar ve bu segmente ilk kez giren Mercedes söz konusu olunca, çok farklı ve zorlu bir yolculuğa çıkmaya karar verdik.

Aracımız, bizi tam 6 hafta sürecek ve büyük çoğunlukla arazi şartlarında ilerleyeceğimiz bu macerada yormayacak ve engellerde takılmayacak bir Mercedes X-Class, bir X 250 d 4matic!

İsmi gibi sıra dışı X harfine yakışacak, yani gizeme ve gayri tabii noktalara zorlu şartlarda ulaşmaya karar verdik. Arazide ilerleyenlerin “overland” olarak bahsettikleri, bir keşif ve keyif yolculuğu bu!

Ne bir Off-Road Trial, ne de bir Trophy! Harita üzerinde çizgimizi oluştururken, Türkiye’nin muhteşem doğasına hiçbir iz, zarar ve kirlilik bırakmayacağız. Yani geçtiğimiz yerlere hafifçe basacağız, gördüğümüz çöpleri toplayacağız. Arkamızda bizden sonra, bizim geçebildiğimiz yerlere gelmek isteyenlere; sanki ayak basılmamış tertemiz bir çevre kalacak!

“Hayat, varılacak yer değil, yolculuktur” diyor Ralph Waldo Emerson.

Aşık Veysel ise şöyle anlatıyor hayat yolculuğunu;

 

“Uzun ince bir yoldayım

Gidiyorum gündüz gece

Bilmiyorum ne haldayım

Gidiyorum gündüz gece”

Yaşamın kendisi bir yolculuk olduğuna göre, bizlere düşen bu yolculuğa olabildiğince renk katmak. “Yerinde Durma” diye bir sloganım vardır. Her güne uyanışta, en keyifli heyecanlara doğru ilerlemek için çaba gösteririm. Çocukluğumdan bu yana gelen otomobil merakım ve 30 yıllık profesyonel otomobil gazeteciliğim vesilesiyle tüm dünya üzerinde sürekli hareket ederken, nihayet Anadolu üzerinde en zor ulaşılan noktaları görme heyecanına yeniden kapılıyorum.

“Yol uzun, uzak.

Kalbimizden başka pusula da yok, gövdemizin cebinde.”

X-Macera, Türkiye’nin en Kuzey Doğu noktası, Türkgözü Sınır Kapısı’ndan başlıyor.

Enlem: 41° 35' 14¨ N Boylam: 42° 49' 6¨ E

(Google Maps veya Navigasyon: Enlem: 41.5872 Boylam: 42.8184)

Tolstoy, “Öyle zamanlar olur ki; nereye gittiğin önemini yitirir. Çünkü asıl önemli olan, yanında kiminle gittiğindir…” demiş. Elbette X -Macera’ya tek başıma çıkmadım. Sizlerle bu müthiş yolculuğun görüntülerini paylaşmak üzere doğa fotoğrafçısı İrfan Bilir, arazi için geliştirilmiş yeşil X-Class’ımızı hazırlayan Murat Karahan ile milli dağcı ve yetenekli bir doğa sporcusu olan Rauf Karahan da yanımda. Yani, gördüğüm tüm güzellikleri birebir sizlere aktaracağım bir görüntü ustası, olabilecek tüm arızaları giderebilecek bir mekanik ustası ve aracımızla maksimumlara ulaşmamda rehberlik edecek bir genç tırmanış ustası ile X-Macera’nın risklerini minimize etmeyi planladık. Yolculuğumuz boyunca kendilerini çok daha yakından tanıyacaksınız.

Gürcistan ormanlarına açılan Türkgözü Hudut Kapısı’nı 0 noktası olarak belirledikten sonra, Posof üzerinden Gürcistan sınırının paraleline yöneldik. Güneybatı yönüne doğru dağ yolları ve sınır karakollarımızın patikalarından ilerlemeye başladık.

Arsiyan Yaylası rakım, 2400 metre.

Yalnızçam Dağları’nın en kuzeyi ve batısı, Gürcistan sınırı. Tuz kayaları, kömür madeni ve çermikleriyle Arsiyan yaylasına ulaşıyoruz. Sanki başka bir gezegene ait bir manzara karşımızda…

Kekre, mozi, mesğal, jol, güzel kokulu sarı cennet çiçekleri “Negolar” ve çorbası yapılan bir pancar cinsine de rastlıyoruz. Fakat Arsiyan’ın asıl güzelliği, küçük gölleriyle ve eski yerleşim izleri. Posta Karakolu’nun yanından 300 metre daha yükseldiğinizde Boğa Gölü ve yanındaki küçük eski buzul göllerine ulaştık.

“Çoban, hayvanlarını göl kenarına doğru getirir. Çok güçlü bir boğası vardır. Böğürerek dolaşmaya başlar. Sesi her tarafa yankı yapar. Suyun içinde olan ve sesi duyan boğa da hemen çıkıp boğaya doğru gitmeye başlar. İki boğa hem eşinir hem de böğürmeye başlarlar. Artık Arsiyan Yaylası inliyor, her taraf toz duman içinde kalıyor. Zorlu geçen güreş sonunda, çobanın boğası yenilir. Çoban büyük bir üzüntüyle akşama eve gider. Ağası durumu fark ederek meseleyi sorar. Fakat onun da çok zoruna gider. Demirden boynuzlar yaptırır. Boğa için de iyi bir hazırlık yaptırdıktan sonra aynı yere gelirler. Böğürmeler karşısında yine iki boğa karşılaşır. Sesler iyice artmıştır. Boğalardaki küt küt sesleri kayalarda yankı yapmaktadır. İyi beslenen boğaya birde demir boynuzlar eklenince su boğası zorlanır. Her tarafı kan içinde kalır. Çareyi kaçmakta bulan boğa, kanlar içinde gölün içine girer. Boğadan kan geldiği için gölün her tarafı kan olur.”

Dikkatli bakıldığında gölde kırmızı bir renk görülüyor. Arsiyan’daki diğer büyük göl ise, Kız Gölü. Gençiyan Dağı'nın hemen eteğinde.

 

“Bir gün güneşin doğuşuyla göle yaklaşan çoban, güzeller güzeli bir kız görür. Kız, göl kenarındaki pikal taşın üzerine çıkıp saçlarını taramaktadır. Çoban bir zaman bu güzel kızı sessizce izler. İzlerken de hayal alemine dalar, kendinden geçer. Çobanın garipliğini fark eden güzeller güzeli hemen suyun içine dalar. Gölde görünmez olur. Heyecanla göle yaklaşan çoban kızdan kalan tarağı alır. Perişan bir şekilde eve döner. Yemek filan yiyemez, yorgun bir haldedir. Her gün kıza olan sevgisi iyice artar. Hastalanır yataklara düşer. Sonunda bir neney, bunun kurtulması için tarağın aynı yere bırakılması gerektiğini söyler. Söylenilen yapılır ve çoban kurtulur. Efsaneye göre bu göldeki kız peri kızıdır.”

Kız Gölü’nden de başka, Yüzen Göl, Çimli Göl ve Kalp Gölü olmak üzere yedi adet göl; Türkiye’nin bu en kuzeydoğu noktasına gelenlerin kesinlikle görmesi gereken doğa harikaları. Yöre halkının farklı isimler taktığı göllerden Sedava Gölü üzerinde büyüklüklerine göre 150 metrekare ile 20 metrekare arasında değişen 8 ayrı yüzen ada dikkat çekiyor. Muasıl Gölü’nde iki yüzen adayı da kendi gözlerimizle gördük. Ayrıca Posta Gölü’nün yanında bulunan bir başka küçük gölde de iki adet yüzen ada daha olduğunu fark ettik. Türkiye’de şimdiye kadar sekiz yüzen adanın varlığı biliniyormuş. Fakat buralara kadar gelip kayıt altına alsalar, bu sık bitki topluluğunun oluşturduğu yüzen adaların sayısı 20’yi geçecektir. Fakat artık bu benzersiz güzelliği geride bırakıp Doğu Karadeniz’in yeşilliklerine doğru direksiyon çevirme zamanı.

Yarın, Şavşat cennetinde olacağız…

        

Lorem Ipsum