Tuz Gölü

X17: Tuz Gölünde

 

 

Binlerce yıldır kervanların yürüdüğü İpek ve Kral Yolları’nın çizgisinde Doğu Anadolu’dan çıkıyoruz ve tahıl ambarı İç Anadolu’nun kuru soğuklarına ulaşıyoruz…

GPS koordinatımız:  38°57'41.70"K    33°23’03.99"D

 

 

Nemrut Dağı ziyaretimizin ardından Malatya ve Kayseri yönünde hızla ilerliyoruz… Sanki, doğudan gelen sert kıştan kaçar gibiyiz… Hava soğumaya başladı… Ve, Ankara, Konya ve Aksaray’ın tam ortasındaki 7.414 kilometrekarelik devasa Tuz Gölü havzasına güneşi kaçırmadan ulaşıyoruz… 

Tuz Gölü

Uluslararası kriterlere göre A sınıfı bir sulak alan… Biyolojik çeşitliliğin korunması açısından büyük öneme sahip… Özellikle 85 türüyle kuş varlığı yönünden Türkiye’nin en zengin göllerinden biri. 4 tanesi endemik 129 böcek türü, 15 memeli türü ve 38 endemik bitki türü de bulunuyor… Birinci Derece Doğal Sit ve Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi ilanları sebebiyle, 35x12.50 lastiklerimizle, sadece izin verilmiş ticari tuz şantiyesi olarak kullanılan tuzla kısımlarına basıyoruz… Kuzeyden Haymana, güneyden Obruk, batıdan Cihanbeyli ve doğudan üzerinden geldiğimiz Kızılırmak Masifiyle çevrili çukur alanın kuzeydoğusundaki en alçak bölümünde yer alan, Van Gölü’nden sonra Türkiye’nin ikinci büyük gölü’ olan jeolojik olarak tektonik kökenli Tuz Gölü, büyüklüğüne rağmen ülkemizin en sığ göllerinden biri…

 

 

Saf Doğa

Tuz Gölü’nün kışın kapladığı çok geniş su alanı, su kuşları için önemli bir kışlama alanı!.. Tuzlu ortamlara uyum sağlamış olan flamingo ve yağmurcunlar, turnalar, Sakarca yaban kazları ve yaban ördekleri gölde büyük topluluklar halinde kışın en soğuk günlerinde dahi donmayan göl sularında yaşıyorlar… Göl içinde oluşan adalar ve bataklıklarda kuluçka yapmış Bataklık Kırlangıcı, Suna, Angıt, Çamurcun, Kılıçgaga, Kocagöz ve martı türleri, X-Class’mızı görüntülemeye çalıştığımız drone’larımıza yakın ilgi de gösteriyorlardı… Neyse ki, hızla gün batımı çekimlerimizi bitirip, onları rahatsız etmeden hızla uzaklaşmayı başardık…

Fakat, keşke, Avrupa’da nesli tükenen flamingoların habitatı Tuz Gölü’nü onlarlarla birlikte görüntüleyebilseydik…

Tuz Şantiyelerinde

X-Macera çekimlerimizi yaptığımız tuzla şantiyelerinde, havuzlama sistemi kullanılarak buharlaştırma yöntemi ile yani göl suyunun güneş altında buharlaştırılması sonucu tuzun kristalleştirilmesi esasına dayanan tuz üretimi yapılıyor… Türkiye'nin tuz ihtiyacının yüzde 40'ı buradan sağlanırken, bu tuzun, meteorolojik suların yeraltına süzülerek daha önce oluşmuş tuz domlarını eritmesi ve tektonik hatlar boyunca yüzeye taşımasıyla oluşmuş olduğunu da belirtelim… Fakat 100 yıldır yüzde 85 oranında küçülmüş olduğu kaydedilen Tuz Gölü, büyüleyici buz mavisi ve bembeyaz renklerini de kaybetmeye başlamış… Güneybatı kıyılarının kızıl renge boyanmaya başlamasının nedenleri de araştırılıyor… Bilim adamları, şimdilik renk değişikliğine toplu iğne ucunun binde biri büyüklüğündeki alglerin yeni bir tür su yosununun neden olduğunu belirlemişler…

Fakat, dolaştığımız kısımlarda ayakkabılarımıza yapışan katran, bizleri

 

 

Bilinmeyenden Bilinmeyene

Ömer Hayyam üçüncü dereceden denklemleri ele alan bir kitabında bilinmeyen sayıyı göstermek için Arapçadaki ”şey” terimini kullanmış. Sonraları İspanyolların ilmi eserlerlerine “Xay“ olarak geçen bu kelime, zamanla kısaltılıp sadece ilk harfine indirgenmiş, sonra da  ”X” tüm dünyada bilinmeyen sayının simgesi haline gelmiş.

Matematikte, cebirde bilinmeyen hep "X" ile gösterilir…

“Türünün X örneği” sloganıyla X-Klasse, bizim için “bilinmeyene doğru” sürdüğümüz, bizi Türkiye’de normal otomobillerin “bilmediği” ve ulaşamadığı noktalara götürüyordu… X-Macera için özel olarak hazırladığımız, geliştirdiğimiz X250d 4matic’in yüksek teknik kapasitesiyle ile Tuz Gölü’nün bataklık gibi riskli kısımlarında bile eğlenerek, gülerek, keyifle ilerledik!..

X-Macera Modifikasyonu

Çok merak edilen X-Macera X-Class’ımızdaki değişikliklerden de bahsedelim…

Öncelikle yaklaşma ve uzaklaşma açılarımız yüzde 10 açıldı… 22.6 santimetrelik ekstra yüksekliğimiz sayesinde çelik alt muhafaza altındaki tepe açımızda yüzde 20’lik artış oldu. Dodiklerimizle 120 milimetre daha genişleyen gövdemiz, arka lastiklerimizin çıkıntısıyla her iki yanda 3 santimetre daha fazla oldu… Vincimiz, tavandaki drone rampamız, ön ve arka tavan LED spotlarımız, su depolu tavan sepetimiz, özel M/T lastiklerimiz, balta kürek hatta elektrikli testere gibi arazi için özel ekipmanımız, lastik şişirme ve indirme makinamız, Hi-Lift kriko ve çelik jack, plastik “traction mat”lerimiz, zengin alet çantamız, yüksek tonaj hidrolik şişe krikomuz, ekstra büyük yangın söndürücülerimiz, yedekli ilk yardım kitimiz, el telsizlerimiz, matrisler ve kamp materyalimiz, projektörlerimiz, GPS’lerimiz ve elbette dijital topoğrafik haritalarımızla X-Macera çizgilerimizde güvenle ilerliyorduk… Hatta, izin verilen yerlerde derin çamur içinde çiçekler ve “X”ler çizebiliyorduk...

Elbette, “pickup dünyası”nı şaşırtan X-Class’ın Mercedes standardı Pre-Safe ve aktif güvenlik donanımı da hem normal hem de yol dışı sürüşlerimizi kolaylaştırıyordu… Arkadan itişli yürürü istenildiği anda 4x4’e çevirebildiğiniz 4matic sisteminin 4L yani ortanın gerisinde arka diferansiyelin de kitlendiği “LOW” arazi moduyla, engel tanımadan en gevşek zeminlere geçebilmek, en dik açılardan tam otomatik rampa iniş sistemiyle güven içinde kurtulabilmek, aklımıza aracımızın en ciddi OffRoader’lara kafa tutabileceğini getiriyor ve bizleri gülümsetiyordu…

 

 

   

 

 

Lorem Ipsum