19 Temmuz 2023

Ortaya çıktığı dönemde icra edildiği ülkelerin seçkinleri tarafından ilgi gören opera sadece sanata kattığı yüksek değerle değil görkemli binalarıyla da dikkat çekmeyi başarmıştır. Ülkelerin bir anlamda gelişmişlik düzeyini gösteren opera binaları mimari açıdan önemli bir yere sahip. Dünyanın pek çok yerinde mutlaka görülmesi gereken opera binaları var. Peki en çok ilgi gören ve mutlaka ziyaret edilmesi gereken 6 opera binası hangileri?

Viyana Devlet Operası - Avusturya

Viyana, müziğin ve sanatın kalbi olarak nitelendirilebilecek özel yerlerden biri..
Neo-Rönesans tarzda inşa edilen görkemli binasıyla Viyana Devlet Operası sanatseverler için özel bir yere sahip. Binanın açılışı 1869’da Mozart’ın Don Giovanni performansıyla yapılmış. İkinci Dünya Savaşı sırasında ciddi bir tahribata uğrayan bina, 1955’e kadar süren restorasyon çalışmalarının ardından kapılarını yeniden sanatseverlere açmış. Sayısız opera ve bale gösterimine ev sahipliği yapan Viyana Devlet Operası’nda gösteri izleyebilmek için biletinizi aylar önceden ayırmanız gerekebilir.

Palais Garnier - Paris

Dünyanın en ünlü opera binalarından biri olan Palais Garnier, Paris’in en çok ziyaret edilen mekanlarından. Yapımına 1862 yılında başlanmış. 13 yıllık çalışmanın ardından kapılarını 1875 yılında açan opera binası, III. Napolyon için tasarlanmış. Barok stilinin en çarpıcı örneklerinden biri olan Palais Garnier’nin içinde gösteri izleyebileceğiniz sahneler ve bir de kütüphane bulunuyor.

Sidney Opera Binası - Avustralya

Sidney Opera Binası, en prestijli sahne sanatları merkezlerinin başında yer alıyor. Avustralya'nın simgesi sayılan bu bina gemiye benzetilen silueti ile ilgi çekiyor. 20. yüzyılın önemli eserleri arasında sayılan bina, 2007 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmeyi başarmış. Adı opera binası olsa da burada çok farklı sahne sanatları sergileniyor. 4 milyon ziyaretçi kapasitesiyle bilinen Sidney Opera Binası, sanatsal ve mimari açılardan oldukça önemli.

Bolşoy Tiyatrosu - Moskova

Rusya’nın başkenti Moskova’da yer alan Bolşoy Tiyatrosu, eşi benzeri bulunmayan eserlerden biri olarak kabul ediliyor. Tarihi 18. yüzyıla kadar dayanan bu bina köklü bir geçmişe sahip. Sayısız sanat gösterisine ev sahipliği yapmasının yanında atlattığı büyük yangınlarla da anılıyor. Binanın içindeki en dikkat çekici ayrıntılar dev avizeler ve freskler. Bu binada Romeo ve Juliet’ten Kuğu Gölü Balesi’ne, Don Kişot’tan Kamelyalı Kadın’a kadar pek çok önemli eser sahnelenmiş.

La Scala - Milano

Operanın İtalya’da doğduğu kabul ediliyor. Bu sebeple, ülkede dikkat çeken pek çok opera binası bulunuyor. Bunların her biri görkemli mimarisi ile dikkatleri çekmeyi başarıyor. İtalya’nın en ünlü opera binası olan La Scala, yaklaşık 250 yıllık bir geçmişe sahip. Neoklasik tarzda inşa edilen bina ilk kez 1778 yılında, Salieri’nin Europa Riconosciuta adlı operası ile izleyiciyle buluşmuş. 3000 kişilik kapasiteye ve İtalya’nın en büyük sahnesine sahip. İkinci Dünya Savaşı sırasında bombalanan La Scala, titizlikle yürütülen restorasyon çalışmalarının ardından yeniden izleyicilere kapılarını açmış. La Scala’daki gösteriler için biletler iki ay önceden satışa çıkarılıyor.

Atatürk Kültür Merkezi - İstanbul

İstanbul’da sanat denilince akla ilk gelen merkezlerden biri Atatürk Kültür Merkezi. Opera ve bale eserlerinin sergilendiği, dünyaca ünlü tiyatro oyunlarının sanatseverlerle buluştuğu bu bina, Cumhuriyet döneminin en önemli yapılarından biri. İdeal oranda doğal akustik elde etmek üzere at nalı biçiminde tasarlanan opera salonu, sahneyi her noktadan rahatlıkla görebilecek mimariye de sahip. AKM içindeki opera salonu 2040 kişi kapasiteli. 125 metrekarelik alanı kaplayan salonda 85 kişilik orkestranın yer alabileceği büyük bir sahne bulunur. 
 

Siz de opera ile ilgileniyorsanız tarihte önemi son derece büyük olan bu binaları seyahatiniz esnasında ziyaret edebilirsiniz. Tarihin dokusunu hissedebileceğiniz en ünlü opera binaları ile keyifli bir seyahat deneyimi yakalayabilirsiniz.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler.