İstanbul’un Hızında S-Serisi İle 24 Saat

1886’da otomobilin icadıyla başlayan Mercedes-Benz hikâyesi, 140. yılında yeni S-Serisi ile dünyanın dört bir yanında devam ediyor. 6 kıtaya, 50.000 kilometreden fazla yola ve dünyanın 140 büyük şehrine uzanan ‘‘140 Years. 140 Places.’’ yolculuğunun duraklarından biri de İstanbul oldu. Paris’ten New York’a, Tokyo’dan Sidney’e, Rio’dan Cape Town’a uzanan rotasının ardından S-Serisi bu kez iki kıtayı, binlerce yıllık tarihi ve hiç durmayan şehir hayatını aynı anda buluşturan İstanbul’un yollarındaydı.

Ona bu yolculukta Melis İşiten eşlik etti. Önlerinde 24 saat vardı. Tarihi Yarımada’dan Boğaz’a, Avrupa’dan Asya’ya, günün ilk ışıklarından gece yarısına ve yeniden sabaha… Bir şehir. İki kıta. 24 saat. Ve keşfedilecek sayısız İstanbul.

Geçmiş Burada Hâlâ Günlük Hayatın İçinde.

İstanbul’da bir yolculuğun nerede başladığı kadar, hangi zamandan başladığını söylemek de zor. S-Serisi’nin sabahın ilk ışıklarıyla başlayan rotası, şehrin binlerce yıllık hafızasını taşıyan Tarihi Yarımada’dan geçti. Ayasofya ve Sultanahmet’in silüeti, Sarayburnu ve Topkapı Sarayı… Yüzyıllar boyunca imparatorlukların, tüccarların ve seyyahların yollarının kesiştiği bu coğrafyada tarih, bir müzenin içinde değil; hayatın tam ortasında yaşamaya devam ediyor. Bir zamanlar Doğu ile Batı arasında ipeklerin, baharatların, fikirlerin ve kültürlerin taşındığı yolların üzerinde günümüzde de S-Serisi ile yolculuk devam etti.

Rota Galata Köprüsü ve Haliç’e ulaştığında ise İstanbul’un başka bir yüzü ortaya çıktı. Vapurlar, martılar, köprüdeki balıkçılar ve yüzyıllar boyunca şehrin doğal limanı olan Haliç… İstanbul’da geçmiş ve bugün birbirinin yerini almıyor; yan yana yaşamaya devam ediyor.
140 Years. 140 Places. | Mercedes-Benz

Geçmiş Geride Kalmıyor. Geleceğe Eşlik Ediyor.

İstanbul yollarında ilerleyen yeni S-Serisi’nin yanında bir anda klasik bir Mercedes-Benz belirdi. Ardından bir diğeri. Ve bir diğeri… Mercedes-Benz tarihinin farklı dönemlerinden klasik modeller, İstanbul silüetinin önünde yeni S-Serisi’ne katıldı. Bir anda 140 yıllık otomotiv tarihi aynı yolda buluştu. Klasik modellerden birinin direksiyonunda ise otomotiv dünyasının yakından tanıdığı Okan Altan vardı.

Melis İşiten ve Okan Altan’ın yollarının kesişmesi, İstanbul yolculuğuna yeni bir zaman katmanı ekledi. 1886’da otomobilin icadıyla başlayan Mercedes-Benz hikâyesinden, bugün markanın öncü ruhunu temsil eden yeni S-Serisi’ne uzanan 140 yıl. Mercedes-Benz’in otomotiv dünyasına yön veren yenilikleri, S-Serisi’nin nesiller boyunca üstlendiği öncü rol ve Mercedes-Benz’in Türkiye’de kuşaklar boyunca kazandığı özel yer, İstanbul’un zamansız atmosferinde yeniden hayat buldu.

Nesiller değişiyor, teknoloji ilerliyor, otomobil yeniden ve yeniden tanımlanıyor. Ama her dönemin Mercedes-Benz’i kendi çağının geleceğinden bir parça taşıyor. 140 yıllık bir hikâyeyi görmek için bazen tarihe değil, dikiz aynasına bakmak yetiyor.

140 Years. 140 Places. | Mercedes-Benz

Birkaç Kilometre İçinde Yüzyıllar Arasında Yolculuk.

S-Serisi ve klasik Mercedes-Benz modelleri Boğaz boyunca ilerledi. Bir tarafta Dolmabahçe ve Çırağan Sarayı, diğer tarafta İstanbul’un hiç durmayan bugünü. Ortaköy’de bir imparatorluğun mimarisi, modern İstanbul’un köprüsü ve iki kıta tek manzarada buluşuyor. Sarayburnu’nda Topkapı Sarayı yüzyıllardır olduğu yerden Boğaz’a bakıyor.

Galata’da ise yüzyıllardır İstanbul silüetinin parçası olan Galata Kulesi, şehrin en ünlü hikâyelerinden birini hatırlatıyor: Rivayete göre Hezarfen Ahmed Çelebi’nin kanatlarını açıp Avrupa’dan Asya’ya yaptığı uçuşu. İstanbul’da bazen birkaç kilometre ilerlemek, birkaç yüzyıl ileri gitmek anlamına geliyor. Klasik Mercedes-Benz’ler bir süre sonra kendi yollarına ayrıldı. Yeni S-Serisi ise İstanbul’un bir sonraki hikâyesine doğru devam etti.
140 Years. 140 Places. | Mercedes-Benz

İki Kıta. Tek Bir İstanbul.

Bir tarafta Avrupa, diğer tarafta Asya. Aralarında ise yüzyıllardır kültürleri, insanları ve hikâyeleri birbirine bağlayan Boğaz. Dünyanın pek çok yerinde kıta değiştirmek uzun bir yolculuk demek. İstanbul’da bazen sadece eve dönüş yolu. Çünkü burada kıta değiştirmek günlük hayatın bir parçası. S-Serisi, Avrupa’dan Asya’ya geçerken Boğaz’ın iki yakası aynı kadraja girdi. Bir tarafta Avrupa, diğer tarafta Asya. Aralarında ise yüzyıllardır insanları, kültürleri ve hikâyeleri birbirine bağlayan İstanbul.

Anadolu Yakası’nda şehrin temposu değişti; tarihi ise devam etti. Üsküdar’ın kıyıları, Kuzguncuk’un mahalle kültürü, Kadıköy’ün meydanı ve iskeleleri… Kadıköy’ün geçmişi, bugünkü İstanbul’dan bile eskiye, antik Khalkedon’a kadar uzanıyor. Üsküdar ve Kuzguncuk ise Boğaz’ın yüzyıllar boyunca farklı kültürleri yan yana getiren yaşamına başka bir pencere açtı. Salacak’a gelindiğinde tempo kısa süreliğine düştü. Kız Kulesi’nin karşısında verilen kısa bir mola, İstanbul’un en yalın ama en karakteristik ritüellerinden birine dönüştü: Boğaz’a karşı içilen ince belli bardakta çay. Bazı İstanbul manzaraları sadece izlenmez, bütünüyle yaşanır.
Yeni S-Serisi ile İstanbul sabahı.

Gün Biter. İstanbul Devam Eder.

Günün doğal ışığının yerini şehrin yansımaları aldı. Haliç’in üzerinde parlayan ışıklar, Boğaz’ın gece silüeti, hareketini sürdüren sokaklar ve S-Serisi’nin iç mekânındaki ambiyans, gecenin ritminde buluştu. Akşam olup da hava kararınca İstanbul yavaşlamadı. Sadece vardiya değiştirdi. Ofislerin ışıkları sönerken restoranlarınki yandı. Gündüz çalışanlar eve dönerken başka birileri mesaiye başladı. Vapurlar iki kıta arasında gidip gelmeye, sokaklar dolmaya devam etti.

Gece yarısından sonra ise şehrin başka bir kültürü ortaya çıktı. İstanbul bu kez lezzetleriyle kendini gösterdi. Şehrin gece kültürünün vazgeçilmez sokak lezzetleri ve hâlâ canlılığını koruyan caddeler, 24 saatlik keşfin yeni rotasını belirledi. Çünkü İstanbul’un sokak lezzetleri yalnızca birer yemek değil, şehrin farklı saatlerine ait küçük ritüeller aslında.

Saat gece yarısını çoktan geçtiğinde Beyoğlu, Karaköy ve Şişhane hâlâ hareket halindeydi. Birileri gecesini tamamlarken birileri yeni gününe başladı. Birileri ilk çayını koydu, birileri hâlâ balık tutuyordu. Çünkü İstanbul’da gece ile sabah arasında kesin bir sınır yok.
İstanbul'un gün batımında Yeni S-Serisi.

24 Saate Kaç İstanbul Sığar?

Güneş yeniden Boğaz’ın üzerinden yükseldi. İlk vapurlar hareket etti. Simitçiler hazırlanıyordu. Balıkçılar kıyıdaki yerlerini çoktan almıştı. Sabah koşusuna çıkanlar ilk adımlarını atıyordu. Sokaklar yeniden dolmaya başlamıştı. Ama aslında İstanbul hiç boşalmamıştı ki... Neredeyse 24 saat boyunca şehrin izini süren Melis İşiten ve S-Serisi; tarihin, iki kıtanın, Boğaz’ın, gündüzün ve gecenin içinden geçerek başladıkları yere, yeni bir güne ulaştı. Ve 24 saatin sonunda İstanbul hakkında belki de en doğru cevap ortaya çıktı: Bir İstanbul günü bittiğinde şehir bitmiyor. Sadece başka bir İstanbul başlıyor.

Türk Kahvaltısı: Acele Etmemenin En Güzel Hali

24 saatlik yolculuğun sonunda İstanbul, S-Serisi’ni bu toprakların en köklü paylaşım geleneklerinden biriyle ağırladı: Türk kahvaltısı. Uzun bir masa… Peynirler, zeytinler, simit, börek, bal ve kaymak, menemen ve elbette ince belli bardakta çay. Dünyanın birçok yerinde kahvaltı, güne başlamadan önce yenilen bir öğün. Türkiye’de ise bazen günün kendisi. Çünkü Türk kahvaltısında mesele yalnızca ne yediğiniz değil; aynı masayı paylaşmak, sohbet etmek ve zamanı birlikte geçirmek de önemli. Çay biter, yenisi gelir… İstanbul size bütün gün bir yere yetişmeniz gerektiğini hissettirir. Sonra önünüze öyle bir kahvaltı koyar ki zamanı unutturur. 140 lokasyonda farklı kültürler ve hikâyelerle buluşan S-Serisi, İstanbul durağında Türk misafirperverliğinin en zarif ifadelerinden birini deneyimledi.

Bazı Yolculuklar Biter. İzleri Yoluna Devam Eder.

24 saatlik İstanbul keşif yolculuğu tamamlandı. Ancak S-Serisi’nin dünya yolculuğu ise devam ediyor. Bir sonraki durağına çıkmadan önce otomobil Mercedes-Benz Yetkili Servisi’ne geldi. Burada yapay zekâ destekli Car Scanner ile otomobilin 360° görüntüsü saniyeler içinde tarandı; boya ve gövde durumu, camlardaki optik hasarlar, lastik diş derinliği ve lastik bilgileri detaylı şekilde analiz edildi. Ve S-Serisi yolculuğun bir sonraki etabına hazırlandı. Ama aslında İstanbul’dan tamamen ayrılmadı; Melis İşiten, S-Serisi’ni uğurlamadan önce dikiz aynasına küçük bir hatıra bıraktı: Bir nazar boncuğu. Paris, Tokyo, New York, Sidney ve dünyanın farklı noktalarından geçen yolculuk, böylece İstanbul’dan da küçük bir parçayı yanında götürdü. Her şehir bir hikâye anlatıyor. Ama bazıları bir iz de bırakıyor.

140 Yıllık Yolculuk Devam Ediyor.

1886’da otomobilin icadıyla başlayan Mercedes-Benz hikâyesi, 140. yılında yeni S-Serisi ile dünyanın dört bir yanında yeni hikâyeler yazmaya devam ediyor. 6 kıta, 50.000 kilometreden fazla yol, 140 özel lokasyon. Her durak başka bir kültür, başka bir perspektif, başka bir hikâye. İstanbul ise bu dünya yolculuğuna kendine özgü bir şeyler ekledi. Binlerce yıllık geçmişi, iki kıtası, hiç durmayan ritmi ve bir güne sığmayacak kadar çok fazla olan yüzünü.

Bir şehir. İki kıta. 24 saat. Ve anlatılacak sayısız hikâye.
Yeni-Serisi aracındaki İstanbul etiketi.
*Video'larda belirtilen menzil değerleri WLTP test sonuçlarına dayanmaktadır ve model yılı güncellemeleriyle birlikte değişiklik gösterebilir. Gerçek sürüş koşullarında menzil; sürüş tarzı, yol ve trafik durumu, sıcaklığa bağlı klima veya ısıtıcı gibi sistemlerin kullanımı doğrultusunda değişiklik gösterebilir.

*Güvenlik Notu: Bu video tanıtım amacıyla profesyonel ekip gözetiminde ve güvenli koşullarda çekilmiştir. Videoda yer alan sahneler, sürüş sırasında dikkatin dağılmasını önleyecek önlemler alınarak gerçekleştirilmiştir. Trafikte araç kullanırken dikkatinizi dağıtacak herhangi bir davranışı kesinlikle önermiyoruz. Siz yola odaklanın, keyifli sürüşler sizinle olsun.