Mercedes-AMG SL, asfalt üzerinde adeta süzülüyor. Kumlar rüzgârla yolun üzerine savruluyor; yol, ufka doğru ok gibi dümdüz uzanıyor. Burada sessizlik hâkim. Derin bir sessizlik. Dubai’nin eteklerinde, yaşam ve mimariye dair yeni bir bakış açısı yansıtan bir eve doğru ilerliyoruz. Sport moduna geçerek hızlanıyoruz ve Dubai silüeti dikiz aynasında yavaşça gözden kayboluyor. Cam ve çelikten oluşan, inşasına adeta canlı tanıklık edebileceğiniz bir şehir. On yıllardır süren inşaatlarına, dünyanın en yüksek binasıyla en büyük alışveriş merkezine ve sayısız konut kompleksine rağmen; bu lüks veyüksek teknolojili metropol hâlâ tamamlanmış olmaktan çok uzak görünüyor. BAE Devlet Başkan Yardımcısı ve Başbakanı Şeyh Muhammed bin Raşid Al Maktum’a ait bir söz, şehrin en popüler müzesi olan Gelecek Müzesi'nin parlak gümüş cephesine işlenmiş: "Gelecek; onu hayal edebilen, şekillendirebilen ve hayata geçirebilenlere aittir.”

Bu sınırsız olanaklar şehrinde zaman, sanki başka hiçbir yerde olmadığı kadar hızlı akıyor. Orta Doğu’daki bu şehir, her geçen gün daha fazla insanı kendine çekmeye devam ediyor. Dünyanın dört bir yanından gelen gurbetçiler, geleneksel Arap kültürüyle iç içe yaşıyor; geleceğin yenilikleri ise yüzyıllardır süregelen ticaret gelenekleriyle harmanlanıyor. Başka hiçbir yerde şehir kanyonlarında dolaşan bu kadar fazla G-Serisi araç görülmez; hiçbir yerde bu kadar “konforlu” bir yaşam tarzı da mümkün değildir. Bir zamanlar çöl şehrine taşınmak için güçlü bir neden olan düşük vergi yükü, bugün lüks ve yaşam kalitesinin yeni tanımı hâline gelmiş durumda.
Mercedes-AMG SL.

DEEPAK GUGARII

"Dubai sürekli hareket hâlinde olan bir şehir. Değişimin norm olduğu bir yerde kalıcılığı temsil eden bir yapı tasarlamak istedim.”

Mercedes-AMG SL ile Dubai.

Sessiz Çöl

Dubai’yi ve günün ilerleyen saatlerinde ziyaret edeceğimiz evi gerçek anlamda deneyimlemek için, çölde sürüş rotası izlememiz tavsiye edildi. Çöl, bu şehrin kökenlerinin oluştuğu yer. Şehir merkezindeki gökdelenler, yalnızca birkaç on yıl öncesine kadar kumdan ibaret olan bir zemin üzerinde yükseliyor. Önümüzdeki yolu kesen deve sürüsü, bizi düşüncelerimizden koparıyor. Çobanı selamlıyoruz; o da el sallayarak karşılık veriyor. Ardından AMG SL ile hızlanıyoruz ve şehrin sınırlarında yer alan kapalı bir siteye ulaşıyoruz. Varış noktamız, yalnızca bir yaşam alanı değil, yeni bir düşünce biçiminin manifestosu. 3.716 metrekareyi aşan etkileyici alanıyla, mimari sınırların adeta bulunmadığı bu şehirde son derece iddialı bir proje olarak öne çıkıyor. Çöl şehrindeki inşaat hamlelerine yeni ve daha derin bir boyut kazandırabilecek bir proje. Dünyayı dolaşırken geçmişin içinden geçerek geleceğe uzanan bir yol. Meksika ve Fas’ın geleneksel yapı tekniklerinden İtalyan mermerine ve Hint inşaat geleneğine uzanan bir çizgi; çünkü projenin sahibi, Hindistan’ın Pune kentinden gelen girişimci Vinod Jadhav. Yapının arkasındaki yaratıcı zihin de Hindistanlı mimar Deepak Gugarii’ye ait.
Dubai'de bir ev.

DEEPAK GUGARII

“Bu evdeki her malzeme adeta nefes alıyor; zamanla değişiyor, zarifçe yaşlanıyor ve kendi hikâyesini anlatıyor.”

Dubai'deki evin bir köşesi.
AMG SL’i yol kenarına park ediyoruz. Dışarıdan bakıldığında ev, monolitik bir heykeli andırıyor; kum tonlarındaki yüksek duvarlar ve iç içe geçen küpler, mavi gökyüzüne doğru yükselen bir çatı formuna dönüşüyor. Çöl kili sıvalarının karakteristik estetiğinden ilham alan cephe, çöl mimarisinin ruhunu yansıtıyor. Gökdelenlerden modern kutu yapılara ve standart villalara uzanan mimarisiyle dikkat çeken bu şehirde, bu ev bilinçli bir kontrast yaratıyor. “Bu, ilk bakışta anlaşılacak bir ev değil. İçinde yaşamak, içinde yürümek ve kendini açmasına zaman tanımak gerekiyor.” diyor Gugarii verandada dururken. Gözlerimiz, parlak mavi gökyüzüyle kontrast oluşturan çarpıcı yapının silüetinde geziniyor. “Yapı, hem ziyaretçiler hem de sakinleri adeta büyülüyor; onunla birlikte hareket etmek, ışığı hissetmek istiyorsunuz.”

Işık ve Gölge

Gugarii, yapının ilk taşını bile yerleştirmeden önce güneşin gökyüzündeki yolculuğunu detaylıca inceledi. Güney cephe çölün sertliğine karşı bir kalkan gibi büyük ölçüde kapalı kalırken; kuzey, doğu ve batı cepheleri ise çevreye geniş biçimde açılıyor. Stratejik olarak yerleştirilen kuleler, doğal ışığı iç mekânların derinliklerine yönlendirerek alanları adeta birer heykel gibi şekillendiriyor ve çöl güneşinin sertliğini yumuşatıyor.

Ön kapıdan içeri adım attığınızda, gökyüzünü yansıtan kristal berraklığında bir su havuzunun üzerinde süzülen dar bir köprüden ilerliyorsunuz. Solda, 1000 yılı aşkın geçmişe sahip görkemli bir zeytin ağacı yer alıyor; kıvrımlı dalları geçmiş yüzyılların hikâyeleriyle dolu. Deepak Gugarii, bu başyapıtına “House of Courtyards” adını veriyor.

“Dubai, mimari açıdan etkileyici olsa da ilham verici değil.” diyor Gugarii, avlulardan birinde yürürken. “Ancak canlı kültürü ve dinamik ekonomisi, onu hiç durmayan bir şehir hâline getiriyor.” “Bu ritme meydan okuyan bir yapı yaratmak istedim; değişimin norm olduğu bir yerde kalıcılığı temsil eden bir yapı.” Sözleri, uzun koridorun yüksek duvarlarında hafifçe yankılanıyor.
Dubai'deki evde Mercedes-AMG SL.

Asırların Bilgeliği

Mimari konseptin temelinde, Vastu Shastra’nın prensipleri yer alıyor. Feng Shui Çin için ne ifade ediyorsa, Vastu Shastra da Hindistan için aynı anlamı taşıyor: doğru yaşamın öğretisi. Deepak Gugarii ise bu kadim yaklaşımı çağdaş bir yorumla yeniden ele almış. Bu felsefe, evin tamamını birbirine bağlayan görünmez bir iplik gibi uzanıyor: titizlikle hesaplanmış oranlar, mekânların konumlandırılması ve doğal malzemelerin kullanımı; her unsur uyumlu bir bütünün parçası olarak tasarlanmış.

“Geleneksel mimari,” diye açıklıyor Gugarii, “asla gösteriş üzerine kurulmamıştı.” “Doğaya karşı değil, doğayla birlikte var olma meselesiydi.” Bu yaklaşım evin tamamına yansıyor: kalın duvarlar gecenin serinliğini korurken, stratejik olarak yerleştirilen açıklıklar hava ve ışık akışını yönlendiriyor; su yüzeyleri ise nemi doğal biçimde dengeleyen bir sistem oluşturuyor.
Dubai'deki evin dıştan görünümü.

Işık, Su ve Gölge: Bir Mimari Diyalog

Ev, giderek güneşin ritmine uyum sağlayan canlı bir organizma gibi kendini bize açıyor. Sabahın ilk ışıkları doğu duvarlarını altın renge boyarken, batı tarafı hâlâ serin gölgelerin içinde kalıyor. Yüksek duvarlar gün ortasında serinletici bir gölge sunarken, su yüzeyleri mavi gökyüzünü yansıtıyor. Gün batımıyla birlikte ev yeniden dönüşüm geçiriyor; gün batımı iç avluları sıcak, kehribar renkli bir ışıkla dolduruyor.
Kat planına özenle entegre edilen iç avlular, en yoğun güneş ışığında bile konforlu bir gölge sunuyor. “Işık sadece parlaklık değildir,” diyor Gugarii, gözleri ışıldarken. “Çalıştığımız en önemli malzemedir. Mekânları canlandırır, onlara karakter ve ruh kazandırır.” Her açıklık ve her geçiş, ışıkla bu etkileşimi destekleyecek şekilde hassasiyetle hesaplanmış.
Evin banyosu.
Dönüş yolunda Heer, en sevdiği duraklardan birine uğruyor: Burg Staufeneck. Vadinin geniş manzarasına sahip bu gurme otel, yıllar önce eğitimini tamamladığı yer. Bugün, buraya en özel pralinlerini tedarik ediyor. “Onlar bizim düzenli müşterilerimiz,” diye ekliyor. Güneşin sıcaklığında, terasta kahvelerimizi yudumlarken keyifli bir an yaşıyoruz. Yakındaki yaban hayatı koruma alanında hayvanlar taze otlarla besleniyor. O sırada Ludwig, pandemide kurduğu start-up’tan söz ediyor: Greenbill. Restoranlarda muhasebeyi kolaylaştırmayı ve tamamen kağıtsız hâle getirmeyi amaçlayan bu girişim, onun yenilikçi ruhunun bir başka kanıtı. Akşam güneşi altın rengiyle etrafı sararken, AMG’nin zengin vızıltısı eşliğinde Kuchen’e geri dönüyoruz.

Zanaatkârlık: Bir Kalp Ateşi

Evin içindeki malzemeler kendi hikâyelerini anlatıyor. Dünyanın dört bir yanından gelen ustalar, yeteneklerini burada bir araya getirmiş. Tüm avlular, yürüyüş yolları ve su havuzları, Rajasthan çöllerinden getirilen tek tip el işçiliğiyle yontulmuş doğal taştan yapılmış. Dış mekânlarda, sahada kullanılan doğal Hint taşının işlenmesi sırasında elde edilen kırma agrega, peyzajın doğal bir uzantısı olarak tasarıma eşlik ediyor. Doğal kayalar, peyzaj alanlarına cömertçe entegre edilmiş. Bitkilendirmede yerel türler öne çıkıyor: sukulentler, palmiyeler ve zeytin ağaçları, tüm evi sembolik olarak birbirine bağlıyor. İç mekânda mermer ve açık meşe duvar kaplamalarının birleşimi hâkim; mermerin ağırlığı, ahşabın hafifliğiyle dengeleniyor.

“Bu evdeki her malzeme canlı,” diyor Gugarii, elini duvar üzerinde gezdirirken. “Değişir, zarifçe yaşlanır, hikâyeler anlatırlar.”
Evin avlusu.

Bir Vizyonerin Hikâyesi

Evin sahibi Vinod Jadhav, gelenek ile yenilik arasındaki bu köprüyü temsil ediyor. Dünyayı gezmiş başarılı bir girişimci olsa da köklerinden hiç kopmamış. “Kendini göstermeye çalışan bir ev istemedim.” diye açıklıyor, çalışma odasındaki masasının arkasından sakin bir sesle. “Ailemle birlikte büyüyecek, olgunlaşacak ve güven hissi verecek bir mekân arıyordum.” Bu ev onun için tam da bunu ifade ediyor; tıpkı Dubai’nin ruhu gibi.

Evin ortaya çıkış hikâyesi, Vinod Jadhav ve daha önce Pune’da da bir ev tasarladıkları Deepak Gugarii’yi Hindistan’ın dört bir yanına sürükledi. Rajasthan’daki taş ocaklarından, ustaların yüzyıllardır süregelen teknikleri yaşattığı uzak atölyelere kadar... “Her detay kendi hikâyesini anlatıyor.” diyor Jadhav. Deepak Gugarii’nin “mimaride kültürün tezahürü” olarak nitelendirdiği IMARAT serisine ait taş mobilyaların büyük kısmı, bu ev için özel olarak tasarlanıp üretilmiş.
Evin akşam görüntüsü.
“Bu makale ilk olarak global Mercedes-Benz Magazine'de yayınlanmıştır.”